“Yorgun musun? Hasta mısın? Nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar?”— Şiir Denizi 1, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 135)
Şiir, edebiyatın en eski ve en etkileyici türlerinden biridir. Tarihi, sözlü geleneklere ve antik uygarlıklara kadar uzanır; Homer’in "İlyada" ve "Odysseia" gibi eserleri, şiirin ilk örneklerini temsil eder. Klasik dönemden günümüze, şiir birçok biçim ve tema ile şekillenmiştir. Shakespeare’in soneleri, Nazım Hikmet’in toplumcu şiirleri ya da Orhan Veli’nin serbest şiir anlayışı gibi farklı yaklaşımlar, bu türün ne denli geniş bir yelpazeye sahip olduğunu gösterir. Şiir, dilin en yoğun ve estetik kullanımını sunar; okuyucuya duygu, düşünce ve hayal dünyasında derin bir yolculuk yapma imkanı tanır. Okuyucu profiline baktığımızda, şiir genellikle derin düşünmeyi, hayal gücünü ve duygu yoğunluğunu seven bireyler tarafından tercih edilir. Şiir, kelimelerin ritmi ve müzikalitesiyle, okuyucuyu farklı bir evrene taşır. Duygusal deneyimlerin yoğunluğu, insan ilişkileri ve doğa gibi evrensel temalar, şiiri sadece bir edebi tür değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline getirir. Şiir okuma alışkanlığı olan bireyler, genellikle dünyayı farklı bir perspektiften görmeyi arzular ve kelimelerle oynayan, derin anlamlar arayan yazarlara ilgi duyarlar. Bu nedenle, şiir kategorisi, zihinlerini ve kalplerini açmak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynaktır.

“Yorgun musun? Hasta mısın? Nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar?”— Şiir Denizi 1, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 135)
“Kuyudan su çekip tişörtlerimizi yıkadık. Islak tişörtleri giyemezdik. Elimizde sallaya sallaya, ormanın kenarına vardık.”— Geçmişten Günümüze Köprü, Yıldız Tek Gamlı (s. 92)
“Saçların uçuşurdu rüzgârdan. Yanından seni seyrederdim. Güneş yakardı, deniz yanardı… Sen konuşurdun, dinlerdim. Gülerdin… Susardın, düşünürdün. Benimle el-ele yürürdün… Yol biterdi. Görmezdim seni… Zaman yıl yıl geçerdi…”— Sen Bana Bakma, Ben Senin Baktığın Yönde Olurum (Cd Ek'li) Kendi Sesinden Şiirler, Özdemir Asaf (s. 59)
“¶¶ Uyudum uyandım, mektubun gelmedi. Oturdum gözyaşımı okudum. ¶¶”— Toplu Şiirler-2 / Şükrü Erbaş, Şükrü Erbaş
“Senden kaçıp görünmemeler naz imiş sana”— Naili Divanı (Kuşe), Naili
“Seni öpmek gökyüzünü öpmek gibi mavi bir şeydi”— Aşk Şiirleri Antolojisi, Haydar Ergülen (s. 11)
“kış gelmek üzere, oysaki gönül kışa girmeye hazır değil..”— Yeni Şiirler (1951-1959), Nazım Hikmet Ran
““Seni yalnızlığından tanıdım.” ~”— Bütün Şiirleri -1, Şükrü Erbaş
“- Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırası ya, çıldırasıya...”— Henüz Vakit Varken Gülüm, Nazım Hikmet (s. 28)
“Kavruk bir sonbahar yaprağı suyun üstünde kalakalmış, ufak bir çırpıntıda battı batacak...”— Tuhaf Bir Erkek, Leylâ Erbil (s. 110)
“Çabuk soğuyan hızla ısınan hislerimiz sınandı...”— Ah! Şiirler (2001-2011), Alper Gencer
“Dünyanın en güzel şeyleri, hiç sözü edilmeyen şeylerdir; en derinlerimizde yatan ölülerin mezar taşları yoktur.”— Moby Dick, Herman Melville (s. 159)
“Kendinin en iyi arkadaşı olmalısın.”— Şiirler -VI (Ayinler/Çeşmeler), Sezai Karakoç (s. 9)
“Vaktiyle bir kadın tanımıştım. Hayata küsmüştü.”— Şiir Denizi 1, Ümit Yaşar Oğuzcan (s. 7)
“Kendi ipimi belki kendim çekerim.”— Bir Acıya Kiracı (Bütün Şiirleri), Metin Altıok
“Ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki...”— Sonrası kalır, Edip Cansever (s. 626)
“İnsan elbet bir gün haykırır gökyüzüne Haykırır içindeki çocuklar ölünce”— Aşk Olsun Şiir!, Şule Turan (s. 41)
“Büyükşehirler, insanı kol saatine bağımlı yaşar hale getirmiş, elde kalan ise uçucu keyifler, eşyaya sahip olmanın verdiği haz gibi bilinç yanılmalarından ibarettir.”— Şiirin Tozu, Şafak Çelik
“Çiçekler koklasın parmaklarını..”— Dosta Doğru / Bütün Şiirleri 4, Abdurrahim Karakoç
“İçimde ölen bir yalnızlık var. Yüreğinin tam ortasına iltica ediyorum. Her şeye rağmen.. Bedeni bana yurt eyle, bir kıta da ben olayım Yıkık bir kentte!”— Aşk Olsun Şiir!, Şule Turan (s. 88)