Tutuklunun Günlüğü'nde özgürlük, sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda ruhsal bir hal olarak da ele alınmaktadır. Attila İlhan, hapis hayatının getirdiği kısıtlamaların yanı sıra, bireyin kendini ifade etme özgürlüğünü de sorgular. Eserde, özgürlüğün sadece dışsal bir durumdan ibaret olmadığı, kişinin içsel dünyasında yaşadığı çatışmalar ve arayışlarla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanır. İlhan, özgürlüğü, bireyin varoluşsal sorgulamaları ve toplumsal adalet arayışları ile harmanlayarak, derin bir anlam kazandırır.