Küçük İskender'in eserinde Tanrı kavramı, bireyin içsel yolculuğunu derinlemesine etkiler. Anlatıcının Tanrı ile olan sorgulamaları, onun varoluşsal kaygılarını ve yalnızlığını aydınlatır. Tanrı'nın varlığı üzerindeki düşünceler, bireyin kendisiyle yüzleşmesine ve anlam arayışına yönlendirir. Bu bağlamda, Tanrı figürü, hem bir arayışın sembolü hem de içsel çatışmaların yansıması olarak karşımıza çıkar. Eser, okuyucuyu bu felsefi derinlikte düşünmeye teşvik eder.