
Bu kitabın bende ayrı bir yeri var. Zira üstadı evinde ziyarete gittiğimde bana imzalayıp hediye etmişti. Mekânı cennet olsun.


Bu kitabın bende ayrı bir yeri var. Zira üstadı evinde ziyarete gittiğimde bana imzalayıp hediye etmişti. Mekânı cennet olsun.

Kıymetli dostum Enes'in çok içten çok samimi bulduğum mısralarıyla örülü bu şiir duvarının her tuğlası benim için ayrı bir hatıra, ayrı bir mana içeriyor. Zira o şiirlerin birçoğunun hikayesini bizzat şairinden dinledim. Kitapta benim de adımı geçirmiş. Sağ olsun, var olsun.

Azerbaycan şiiri hakkında bir çok eser vardır. Lakin bunların çoğu Şehriyar dışında Cenubi Azerbaycan şiirine yer vermez. Bu eser Cenubi Azerbaycan şiirlerini ve şairlerini tanıtan (kapsamlı) nadir bir eser. Taş medrese Yayınlarından çıkmış olan bu ehemmiyetli kitap lügat bölümü haricinde 275 sayfdan oluşuyor. İran'ı kuzeyinde bulunan Azeri Türklerinin çektikleri acıları veya kültürlerini bizzat yerli insanların ağzından anlatan bu şaheserin acilen yeniden basılması gerekmektedir.

Kitabın bazı çıkarım ve yönlerini ilgiyle irdelememe rağmen aklımda bir çok soru işareti kaldı. Böyle önemli bir konuda yazılmış bu kadar kapsamlı bir kitap için resim, fotoğraf, tablo ve grafik oranı az geldi. Delillendirdiği şeylerin çoğunluğu günlük hayatla ve sosyolojik-psikolojik şeylerle ilgili. Tarihi ve biyolojik şeylerle ilgili anlattıkları ise daha çok tahmin, mantık yürütme, yorumlama veya en fazla analoji ile yaptığı benzetmeler. Ve dahi kitap hikaye gibi bir anlatıma sahip. Bu yüzden bilimsel bir kitap olmaktan çok felsefi ve edebi bir eser gibi görünüyor. Ayrıca her şeyden önce anlatılan şeylerin bazıları (küçük bir kısım da olsa) akla mantığa katiyen sığmıyor. Zira ya çok basit ya çok karmaşık. Hayatın olağan seyrine ters yani. Son yorumum ise tamamen şahsi bu yüzden dikkate almak zorunda değilsiniz ama söylemek isterim ki israilli bir akademisyen tarafından yazılan kitap bir çok dile çevrilmiş ve her çevrilişte yayınlanan ülkelere yönelik değişiklikler yapılmış. Ayrıca her milletin yanlışları yüze vurulmuş lakin Yahudilerden o kadar sert bir şekilde bahsedilmemiş. Ayrıca Türkçeye çeviren kişi de parti-siyaset işleri uğraşan biri. Böyle olunca ister istemez bir şüphe oluşuyor insanda

Metrodayken her gün en az bir saatim metroda geçtiğinden ve Leyla hocayı da tanıdığımdan kitabın adı nazar-ı dikkatimi celb etti ve merakla alıp okumaya başladım. Ama malesef her sayfa çevirdiğimde hayal kırıklığım arttı. Ben bu kitapta yazılan tiplerin yarısına hayatım boyunca hiç rastlamadım. Onu geçtim kitap çok dar bir pencereden bakılarak yazılmış gibi geldi. Ama en kötü vuruş şuydu : Leyla hoca malesef kitap yazacağım diye yanlarında oturan insanların mesajlarını okumuş, karı kocanın özelini dinlemiş, insanların özel hayatlarını yazmış ve her kese bir yakıştırma yapmış. Kitabın dili mi malesef çok başarılı bulmadım. Ama sonuçta bir emek var. Leyla Akgül İnşallah daha iyi çalışmalarla döner aramıza...

Dostum ve yoldaşım Erkam YILDIRIM yazı hayatına şiirle başlasa da özünü deneme türünde buldu. İsim babası olduğum ve önsözünü kaleme alma bahtiyarlığına eriştiğim, Erkam Yıldırım 'ın 33 denemesinden oluşan 2023 baskılı bu güzel eserini herkese tavsiye ediyorum.

Necip EVLİCE Hoca evinde ağırladığı sırada imzalamıştı bu kitabı benim için. İlk bakışta kıymetini tam olarak anlayamamışım. Gerçekten hocamızın fikir ve his dünyasına derin bir yolculuk yapmamızı sağlıyor bu eser. Bir "Çile", bir "Yedi Güzel Adam" değil elbette. Hakkı konuşmak gerek. Nuri PAKDİL etkisi var mı? Elbette... Ama biraz. Lakin kendi başına okunmaya değer, akıcı, berrak, güzel, içten bir kitap. Bütün Denizlerin İstanbul'u alt başlığıyla çıkan 4 bölümlük ve 83 sayfalık bu güzide eseri okuyunuz, okutunuz efendim.

Salim akıl, sahih bilgi, samimi fikir olmadan dünyaya bakış açınız hakikatin bilgisini anlamaya ve anlatmaya yetmeyecektir. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi. Halil Cibran'ı severim. Ama bazı kitapları gerçekten zaman kaybı malesef. Bazen çeviri faciaları da yaşamıyor değil hani...

Hazırlayanın iddiasına göre çocuklar ve gençler için oluşturulmuş bu seçki. Fakat içerisinde bağlama aykırı şiirler de var. Fikir güzel, izlenen yol yanlış.

İmcelediğim her çocuk kitabı çocuk edebiyatının nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiği ve dahi edebiyatımızda çocuk şiirlerinin hak ettiği kıymeti ne kadar görmediği hususunda yeni pencereler açıyor zihnimde. Bu kitaba gelince farklı bakış açıları ve eğlenceli mısralarla dolu. Ama mazimize, kültür ve medeniyetimize ait izlerden yoksun. Öğreticilik yanı ise çok zayıf malesef. Lakin elbette ki şair sadece çocukları eğlendirme yolunda cehd etmiş olabilir. Bu yolda da başarılı bir iş ortaya koyduğunu söylemek gerekir.

Bu kitap Şanlıurfalı, liseli bir talebenin kaleminden çıkmış. Engelli bir kızın hikayesini anlatmakta. İçinde klişe diyebileceğimiz bazı noktalar olsa da yaşına göre harika bir eser kaleme aldığını kabul etmek zorundayız. Karşımızda Defne karakterinin başrolde olduğu bir uzun hikaye örneği var. Akıcı ve sade bir dile sahip. Lakin asıl değinmek istediğim husus şu ki kitabın editörlüğünü 50 yaşını aşkın, birçok kitabı da olan Suruçlu bir yazar yapmış. Yayına hazırlayan da bu editör. Fakat kitabı görmeniz lazım. Ben ömrümde bu kadar yazım yanlışını, mizanpaj hatasını vs. bir arada görmedim. Bir lise talebesi ancak bu kadar yazabilirdi ama bu kadar tecrübe sahibi bir şahsın editörlüğü böyle mi olmalıydı? Bir talebe kadar da mı olamadın? Yazık yazık... İnsan hata yapabilen bir mahluk lakin işini üstün körü yapmak ve bir talebenin hayallerini adeta çöpe atmak insanlığa sığar mı bilmem? Tüm bunlardan bağımsız olarak bana imzalı bir nüshasını hediye eden yazarına teşekkür ediyorum.

Çocuk edebiyatı ile alakalı yaptığım incelemelerde gördüm ki yazarlar ya tamamen öğretici / didaktik olmaya çalışıyor adeta ansiklopedi maddeleri karalıyor yahut çocuklara hiçbir şey katmanın derdine düşmeden, sanki kendi maharetini göstermek istermişcesine farklı ve renkli mısralar, satırlar yazmaya çalışıyor. Oysa hem edebî ve estetik değeri olan hem de çocukları sıkmadan onların birşeyler öğrenebilmesi için yol açacak çocuk kitaplarına ve yazarlarına ihtiyacımız var. Ve bu eser sanatsal kıymeti çok büyük olsa da belirttiğim hususun yanına bile yaklaşamıyor malesef.

Tamamen kötü dersem haksızlık etmiş olurum. Sayısı az olsa da gerçekten vurucu mısralar mevcut. Fakat yine neden ödül aldığını anlayamadığım bir kitap oldu. Bu şiir ödüllerinin jürileri kimlerden oluşuyor ve hangi kıstaslarla hareket ediyorlar acaba. Ayıp, ayıp...

Sözünde mana, gönlünde sevda, şiirinde hikmet olmayan; şiirin şekliyle uğraşarak bir şeyler başardığını düşünüyor işte... Öyle bir çağdayız ki altınlar çöplerde, tenekeler baş üzre!

"ŞİİR SELİ AİLESİ - SEÇKİN KALEMLER 1" antolojimiz tüm kitapçılarda yerini aldı Elhamdülillah. Tam 33 şairin farklı konulardaki kıymetli şiirleriyle ilmek ilmek dokunmuş eserimizin derleyenleri Necati TOFUR, Süleyman ŞEN ve Nuran YAZICI hocalarımızdır. Eserde hem dörtlükler hem de serbest şiirler yer almaktadır. Benim de "Yağmurlardan Kaçarken, Bizim Günümüz Hiç Aydın Olmaz, Bakışın Kefenim Olsun Sevdiğim, Göçen Göçtü Giden Gitti Ben Kaldım" adlı dört naçizane çalışmam ile dahil olduğum kitabımız 2025 Konya basımlı ve 184 sayfadır. Herkese keyifli okumalar dileriz.

Yayın kurulunda yer aldığım dergilerimizde de her zaman biri destekleyen Müştehir KARAKAYA ve Mustafa IŞIK hocalarımı hürmetle selamlarken bu güzel hatıra eserinde "Sizi Nereden Bilsinler" adlı naçizane şiirimin yer almasının haklı gururunu yaşıyor, emeği geçen ve okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Benim de " Bir 21. Asır Destanı" başlıklı naçizane bir şiirimle yer aldığım, birbirinden kıymetli kalemlerin olduğu bu güzel eseri tüm okurlara şiddetle tavsiye ediyorum.

Ülkemizin kuruluşunun 100. sene-i devriyesi şerefine bir araya gelip gönüllerimiz size açtık! Bir'iz Edebiyat Derneği bünyesinde hazırlanan "100. Yılda Şiirin Yüzleri" adlı antoloji çıktı ve bu güzel eserde ben de "EKLEMLERİME KENETLENEN EKLER" adlı şiirinde yerimi aldım. Nurullah Genç, Yavuz Bülent Bakiler, İbrahim Sadri, İbrahim Bekler, Ziya Nurdan, Cemalettin Gündoğan, İzzet Gayretli, Aşık Feymanî, Hilmi Şahballı ve Bedirhan Gökçe gibi hocalarımızla aynı kitapta yer alabilme bahtiyarlığına erişebilmek de bizi ziyadesiyle mesûd ve bahtiyar etti. (Not: Şiirimin aslı kitapta yayınlandığı şekilde ve düzende değildir. Mısraların yerleri sonradan baskı sırasında değiştirilmiştir.) Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, herkese keyifli okumalar diliyorum.

Böyle önemli bir çalışmada ırkçılığa karşı yükselen 40 sesten biri olmak gurur verici. Bu kitapta benim de İngiliz Sömürgeciliği devrinde Hindistan 'da geçen naçizane bir hikâyem yer alıyor. Herkese iyi okumalar dilerim.

Tasarımı harika olan bu eserde benim de naçizane bir nehir öykü çalışmam yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Düşlerimizi şiir, şiirlerimizi düş eylediğimiz bu güzel çalışmada benim de naçizane mısralarım yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Türkiye'nin 7 ikliminden birçok farklı kalemin bir araya gelerek his ve fikirlerini siz değerli okuyuculara aktardığı bu güzel projede benim de naçizane satırlarım yer alıyor. Benim için harika bir hatıra oldu. Herkese keyifli okumalar dilerim.

Edebiyat Kulübü" isimli bu antoloji/derleme kitabımızın 137. sayfasından itibaren benim de serbest tarzda naçizane bir kaç şiirim yer alıyor. Herkese keyifli okumalar dilerim.

41 kıymetli yazarın bir araya gelerek oluşturduğu 272 sayfalık bir şaheser olan bu antoloji/derleme kitabımızın 139. sayfasından itibaren benim de naçizane bir kaç eserim yer alıyor. Keyifli okumalar dilerim.

Bu eser tüm insanlığın kitabıdır. Necip Fazıl'ın güzel üslubu ile yoğrulmuş bit zaaflar ve ruh halleri tasviridir. Bu kitapta herkes hayatından bir şeyler bulabilir veya herkes bir tanıdığını bu kitaptaki karaktere benzetecektir. İnsanın nefsiyle cedelleşmesini anlatan ve kötünün oyun perdesini aralayan bu eser idrak ve ruhumuzu irdeleyen bilindik bir konuda yazılmış nadide bir eser.

Edebiyatımızda bir tek roman yazmış çok sanatkar vardır. Bu adamların hakiki türleri şiir vs. Olduğundan tek romanlarında çok büyük bir başarı gösteremezler. Lakin bu eser farklı. Tamam münekkit gözüyle bakılırsa kusur bulmak isteyen her şeyde bulacaktır. Ama bazı konuşmaların uzunluğu dışında bu eser Necip Fazıl Kısakürek'in deha, tecrübe ve sanatını gösterdiği güzel ve manalı bir bir eser.

Bu kitap bence birkaç sayfalık bir şaheser. Kitabı okudukça hayret ettim. Bir ara bırakmak istedim ama öyle bir sürükledi ki bırakamadım. Demokrasi, eşitlik, insan hakları, adalet, cumhuriyet gibi kavramların beşiği gibi görülen Fransa'nın böyle hadiselere sahne olması nazar-ı dikkatimi celb etti. Bence herkes bir göz atmalı. Gördüğüm tek kusur ise çevirinin baya kötü olması. Seçilen bazı kelimeler ister istemez havada kalıyor...

İnsanlar harfleri saçma sapan bir şekilde yanana dizince şiir yazmış sayılamazlar... Ve isimlerinin önüne ünvanlar geldiği için de büyük bir sanatkar olmazlar. ..

Kitap ve ilim su gibi, yemek gibi, hava gibi elzemdir. Hayat - bir veçhesiyle - bunlarla kaimdir. Lakin son dönemlerde teknoloji, Mehmet Akif 'in bahsettiği "TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR" a dönüşmüş ve ilmi, imanı, ahlakı, sanatı, hayatı sarsmaya hatta tarumar etmeye başlamış vaziyette. Heyhat ki bu ahvali görüp de aksülamel olarak bir şeyler yapanların, yapmaya çalışanların, yapmaya çalışanları destekleyenlerin sayısı bir elin parmağını geçmeyecek halde. Bu yüzden bu kitap bu durumu en azından kıyısından, köşesinden hatırlattığı için çok değerli. Ama şunu söylemeliyim ki kitaptaki deneme/düz yazı kısımları ne kadar güzelse vecizeler ( Özlü Söz) de o kadar kötü...

Bu nedir bilmiyorum. Lakin kim ne derse desin şundan eminim ki bu şiir değil! Şiirin ruhunu bir ideoloji uğruna tükettiler... Ayrıca bizde şöyle bir hastalık var; bir isim meşhursa o kişinin yaptığı her şeyi doğru ve güzel görüyoruz. Bu sebeple bu tenkidimi de beğenmeyenler olacaktır. Olsun! Dürüst olmayı seçiyorum...