
Bir Roman değil bir vicdan
Önyargıç, 9 Kasım 1979 tarihinde saat 11.25 sularında Uçuk Köyü’nde, Çolak Nazım’ın oğlu Kasım Nizamoğlu’na ait bir cesedin bulunmasıyla başlıyor. Ancak bu yalnızca bir cinayet hikâyesi değildir. O andan itibaren okur, tek bir sorunun etrafında örülen çok katmanlı bir anlatının içine çekilir: KATİL KİM? Cinayetin ardından yürütülen sorgularda herkesin birbirinden farklı hikâyeler anlatması, hakikati daha da belirsiz hâle getirir. 👉 10 ayrı eşkâl, 10 ayrı katil adayı… Gerçek ise anlatılanların arasında, önyargıların gölgesinde saklanmaktadır. Romanın Yapısı Eser dört bölümden oluşur: Birinci Bölüm: Cinayet ve sonrasında yürütülen soruşturma, faillerin sorgulanması. İkinci Bölüm: Şüphelilerin Kasım’ı öldürmeye dair planları, gerekçeleri ve iç dünyaları. Üçüncü Bölüm: Adil abinin oğlu, Avukat Cemal Mahir KULTURAS’ın, Kasım Nizamoğlu’nun kapanmış dosyasını yeniden açma çabası. Bu bölümde, davanın başından beri isimleri geçen Ahmet ile Mehmet’in kimlikleri ve konumları anlam kazanmaya başlar. Dördüncü Bölüm: “9” rakamı üzerinden katilin kimliğine uzanan takip, yüzleşme ve final. Kapak ve Anlatının Sembolizmi Kapakta yer alan karanlık figür; yüzü gizlenmiş, boynuzlarıyla bir kişiyi değil, bir zihniyeti temsil eder. Bu figür; yargılayan bakışı, etiketleyen aklı ve dinlemeden hüküm veren iç sesi simgeler. Dikey sarı-kahverengi çizgiler ise bir parmaklık hissi uyandırır. Sanki yalnızca karakterler değil, okur da kendi zihninin hapishanesine davet edilir. 📚 Yayınevi | Toplumsal Yayıncılık Önyargıç’ın Toplumsal Yayıncılık etiketiyle yayımlanması anlamlıdır. Yayınevinin çizgisi; birey–toplum ilişkisini sorgulayan, rahatsız etmeyi göze alan, konforu bozan metinlere alan açar. Önyargıç da tam olarak bunu yapar: 👉 Sorar, 👉 Aynayı tutar, 👉 Kaçışı zorlaştırır. 🎭 Karakterler Üzerinden Önyargının Haritası Önyargıç, yalnızca bir cinayetin değil; bir kasabanın, bir dönemin ve insan zihninin röntgenini çeker. Bu röntgeni mümkün kılan en güçlü unsur ise kalabalık ve çok katmanlı karakter kadrosudur. Adalet ve devlet mekanizmasını temsil eden Kıdemli Yüzbaşı Ethem, Savcı Teoman Naci, Albay Yalçın, Kaymakam Cengiz Bey, Başsavcılar Erdal Bey ve İhsan Bey, yüzbaşılar, üsteğmenler ve adli kadro; sistemin tarafsızlık iddiasını sorgulatır. Roman, bu karakterler aracılığıyla şu soruyu diri tutar: 👉 Adalet gerçekten tarafsız mıdır, yoksa onu uygulayanların önyargılarıyla mı şekillenir? Uçuk, Aydınlar, Okçupaşa ve Dömbelek köyleri; muhtarlar (Mahmut Yaylalı, Rahmi), azalar, köy ağaları, imamlar, ebeler ve esnafla birlikte canlı bir toplumsal yapı sunar. Bu dünyada bilgi çoğu zaman gerçeğe değil, kanaate ve dedikoduya dayanır. Önyargı en hızlı burada büyür. Cinayetin merkezindeki Kasım Nizamoğlu ve çevresindeki Hazım, Halis, Fil Bahri, Kenan, İsa, Gülşen, Nazlı Gül, Said, Hami gibi karakterler romanın gri alanlarını oluşturur. Hiçbiri bütünüyle masum ya da bütünüyle suçlu değildir. Okur sürekli şu soruyla baş başa bırakılır: Şüphe mi ediyorum, yoksa önyargı mı kuruyorum? Bu noktada Avukat Cemal Mahir KULTURAS, romanın vicdan eksenidir. Kapanmış bir dosyanın peşine düşmesi, yalnızca hukuki bir çaba değil; hakikati arama cesaretidir. Onun varlığı, sistem içinde hâlâ nefes alan insanlığı temsil eder. Romanda yer alan Cebrail, İsrafil, Mikail isimleri, Kabil ile Habil göndermesi, Giritli Gafro ve Miguel (Connor) gibi karakterler ise anlatıyı polisiye sınırlarının ötesine taşır. Metin, bu yönüyle felsefi ve kültürel bir derinlik kazanır. 👁️ Benim Gözümden Bu kitap bana şunu hissettirdi: Önyargıç, dışarıda bir canavar değildir. Çoğu zaman içimizde, en rahat koltukta oturur. Dinlemeden hüküm verdiğimiz her an, biraz o maskeyi takarız. Yazar bunu bağırarak değil, fısıldayarak anlatır. Ve belki de en sert etkiyi bu yüzden bırakır. Önyargıç; Okuru taraf tutmaya değil, kendine bakmaya zorlar. Suçlu aramaz, sorumluluğu hatırlatır. Cevap vermez, rahatsız edici sorular bırakır. Kapağı kapattığınızda hikâye bitmez. Asıl metin, son sayfadan sonra başlar. Çünkü bu kitap rafta değil; zihinde taşınır. Kısacası Bu bir roman değil sadece. Bu, aynaya bakma cesareti isteyen bir yüzleşme. ✍️ Özkan Alkan’ın emeğine, yüreğine ve kalemine sağlık. Okuru sarsan, düşündüren ve iz bırakan bu güçlü bir anlatı …

