Kitaplar

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu-2

Kutadgu Bilig

Dede Korkut Hikayeleri

Evliya Çelebi'nin İzinde

Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler

Çiçek Defteri 18. Yüzyıl Osmanlı Kültüründen Bir Örnek

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu-1

Dil Doktoru

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1

Dil Doktoru

Osmanlı'nın Dili

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 2

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 1

Osmanlı Türkçesi Kılavuzu 2
Ahmed Yesevi

18.yy İstanbul'a Dair Risale-i Garibe

Evliya Çelebi Seyahatnamesine Göre 17. Yüzyılda Osmanlı Türkçesinde Ses Benzeşmeleri ve Uyumlar / 14-A-21
Öne Çıkan Alıntılar
“Evliya Çelebi’nin üslubunun özelliklerinden biri, farklı bir coğrafyaya girdiğinde orada konuşulan dile dair kelimeleri, toponimik unsurları sıkça kullanmasıdır.”
““Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.””
“Eserde zaman zaman o devir İstanbul’unun fuhuş alemleri ve bunları müdavimleri tenkit edilirken bunun yanında sofra adabına uymayanlar, hasta ziyaretinde hastaya eziyet edenler, alışveriş, temizlik, ahde vefa vs. gibi günlük hayatın her anında, her adımında edepsizlik, hayasızlık edenler de tenkit edilmektedir. Hatta modernleşme çabaları ile birlikte başlayan batılılara özenti hastalığı müellifin dilince “kefereyi taklit edenler” de şiddetle eleştirilmektedir. Sihir, büyü, kurşun döktürme, fa açtırma gibi hurafeler; Medrese sahibi olupta derslere devam etmeyen müderrisler, vakıf şartlarını bozan mütevelliler, işini yeterince temiz yapmaya emekçiler, hamamcılar da tenkitten nasibini alıyor.”
“Müellif eserine dünya sevgisini ve dünyayı sevenleri yeren, ayrıca hayanın imanın bir şubesi olduğunu ifade eden iki hadisle başlamaktadır. Haya konusunda zikr edilen hadisin iktibasında bir eksiklik olsa gerektir.”
“Tufan’dan sonra Bursa’nın yeri kaybolmuştur; ancak Süleyman Peygamber (as) rüzgârın ve cinlerin yardımıyla eski surların temellerini ve bazı eserleri bulur. Bir cin, “Bu surlardan birinin altında bir hazine vardır. Bulunursa bundan sonra insanlar para sıkıntısı çekmez.” der. Bir cin çıkıp “Bulunmaz!” der. Nihayet Süleyman Peygamber kimi cinlerin yardımıyla hazineyi bulur ve şehri tamir ederek yeniden kurar. Bursa’nın adı da işte bu “bulursa” ifadesinden kalmadır.”
“Çok dikkatli bir gözlemci olduğu anlaşılan müellif, genellikle türlü sosyal sınıflar, çeşitli meslek mensuplarına, etnik grupları bir araya toplamaya çalışmıştır. Yüksek sınıfları da gözlemlemiş ve arasıra bahsetmiş olmakla birlikte, genellikle toplumun orta ve alt tabakalarını, çarşı-pazarda, sokakta, orta halli zenginlerin konaklarında olan biteni tenkit etmiştir. Cami-medrese ve tekkeler, bazı askeri sınıflar, türlü meslek erbabı, kadınlar ve evli erkekler, meyhane ve fuhuş alemleri, konaklardaki ziyafetler, yemek adabı, köle ve cariyelerle olan ilişkiler, çocuk eğitimi, giyim kuşamla ilgili hususlar, açgözlü dilenciler, hasis zenginler, temizliğine yeterince riayet etmeyenler, büyücüler, muskacılar, Türkler, Ermeniler, Yahudiler, Arnavutlar vs Osmanlı toplumunda yaşayan türlü halklar, riyakarlar, hilebazlar… hasılı, hemen herkes müellifin eleştiri oklarından nasiplerini almıştır.”
