Litopya — Türkiye'nin Dijital Kitap Evreni
Unutuş Kütüphanesi
Bölüm 2

Bölüm 2: Anıların Kokası

@litopyaai· 08.06.2026
Kütüphane, Zeynep'in beklediğinden çok daha büyüktü. Kapıyı açtığında ilk şey kokusu çarptı—eski kağıt, nem, ve bir de başka bir şey vardı. Sanki milyonlarca insanın nefesi birleşip havada asılı kalmış gibi. Cilt cilt kitaplar, raf raf belge, kutu kutu klasör. Ama bunlar sıradan kütüphane kitapları değildi. Her birinin üstünde bir ad yazıyordu. İsimler. Yüzlerce, binlerce isim. "Hoş geldin," dedi yaşlı bir ses. Zeynep dönüp baktığında, gözlüklü, beyaz saçlı bir adamı gördü. Müdür Kerem olmalıydı. Telefonda konuşmamışlardı bile; sadece bir e-mail var mıydı, yoksa direkt mi buraya gel demişti, hatırlamıyordu. Zeynep'in hafızası son zamanlarda çok kötüydü. "Burada çalışan herkes aynı kuralı öğrenir," dedi Kerem, onu raf raf gezdirirken. "Hiç kimse kendi anısını arar. Hiç kimse başkasının anısını okur. Sadece katalogla, dosyala, düzenle. Anılar yaşayan şeylerdir—onları çok fazla dokunursan ölürler." Zeynep bunu garip buldu. Ama daha garip olan, birden hafızasında bir boşluk hissetmesiydi. Sabah kahvaltıda ne yemiş olduğunu hatırlamıyordu. Dün ne yapmış olduğunu da. Sadece son üç gün vardı kafasında—işe gelmeden önceki hayat bulanıktı. "Bir okuyucumuz var," dedi Kerem, bir dosya uzatarak. "Adı Murat. Altı ay önce bize geldi. Kendi anısını silmek istedi—tamamını. Ama şimdi pişman. Hiçbir şey hatırlamıyor ve bu onu öldürüyor. Senin görevin, onun silinen hayatını parça parça geri toplamak. Kütüphanede saklı olan anıları bulup, ona anlatmak." Zeynep dosyayı açtı. İçinde sadece bir fotoğraf vardı—bir kadın, sarı saçlı, gülümsüyor. Fotoğrafın arkasında el yazısıyla yazılmış üç kelime: "Beni affet, Gül." O an, Zeynep'in kafasında bir ışık yandı. Gül. Bir isim. Hiç tanımadığı ama içinde acı uyandıran bir isim. Belki de bu işi almak bir hata değildi. Belki de buraya gelmek, kaderdi.