Yıllardır yakınıp durduk çocuklarımızdan. Kimi zaman fazla hareketli dedik, kimi zaman çok sessiz. Kimseyle oynamıyor, kimi zaman da aklına eseni aynı anda, sonunu hiç düşünmeden yapıyor dedik. Anlamaya çalışmadık çoğunlukla. Hareketlilik hastalıkmış gibi, doktordan doktora koştuk, çareler aradık. Doktorlar da haklı olarak hepsine bir çözüm bulmaya çalıştı. Öğretmeni ayrı şikâyetçi, anne-babası ayrı şikâyetçi, arkadaşları, akranları şikâyetçi diye hep çözüm yolları arandı. Kimi zaman odaklanamıyor denildi, kimi zaman kavgacı. Ders çalışandan şikâyetçi olunmadı pek. O normaldi çünkü. Anne-babanın, öğretmenin, toplumun kendisinden beklediğini hakkıyla veriyordu. İlkokul yıllarında o sorumluluk çoğu zaman zorla kazandırılmış ya da nadiren kendiliğinden edinilmişti. Kimsenin ders çalışmasını söylemesine ihtiyacı yoktu. Sorumluluklarını biliyor eve gelince yemekten sonra, oturup derslerini yapıyor, testlerini çözüyordu. Peki ya sorumluğu almak istemeyen, asi, hareketli veya dürtüsel çocuklar? Onları da anlamaya başlamamız gerekmiyor mu? Onların da farklı karakter özelliklerine sahip olduğunu, hayatın sadece derslerden ve testlerden ibaret olmadığını öğrenmemiz gerekmiyor mu? Her bireyin kendini ifade etme şekli, yetenekleri, hayata bakışı farklıdır. Farkında olarak çocuğumuzun ne yaptığını bilirsek onun gelişimine daha fazla katkıda bulunabiliriz. Bu şekilde çocuğumuzun, kendini gerçekleştirme sürecinde ona yardımcı olur ve onun kendini gerçekleştirmesine imkân tanırız. Hayatta en değerli varlıklarımızı daha iyi tanımak ve onların kendi yönlerini daha rahat bulmalarına yardımcı olmak için öncelikle çocuklarımızı daha iyi tanımalıyız.
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Selvi Öztürk'ün 'Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitede Duy(g)usal Yaklaşım Ve Zeka Türleri' adlı eseri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilgili geniş bir perspektif sunmaktadır. Kitap, DEHB'nin sadece bir nörolojik durum değil, aynı zamanda duygusal bir deneyim olduğunu vurgular. Yazar, duygusal yaklaşımlar ile zeka türleri arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyerek, DEHB yaşayan bireylerin karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelme yollarını araştırmaktadır. Ayrıca, toplumsal önyargılar ve yanlış anlamalar konusunda farkındalığı artırmayı hedefler. Kitap, pratik öneriler ve uygulama alanları sunarak, hem ailelere hem de profesyonellere rehberlik etmektedir. DEHB'nin psikolojik ve sosyal boyutlarını ele alarak, okuyuculara bu konudaki anlayışlarını derinleştirme fırsatı sunar. Sonuç olarak, eser, DEHB ile ilgili hem akademik hem de kişisel bir bakış açısı geliştirilmesine katkı sağlar.
Bu kitap, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) üzerine derinlemesine bir inceleme sunmaktadır. Yazar, DEHB'nin duygusal boyutlarına odaklanarak, bireylerin yaşadığı zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelme yollarını araştırmaktadır. Duygusal yaklaşımlar, bireylerin zeka türleri ile ilişkilendirildiğinde, daha bütüncül bir anlayış geliştirilmesi sağlanmaktadır. Kitap, hem akademik hem de pratik bilgiler sunarak okuyucunun konuyu daha iyi kavramasına yardımcı olmayı amaçlar. DEHB ile ilgili toplumsal önyargıları kırmaya yönelik bir çaba, aynı zamanda bireylerin potansiyellerini keşfetmelerine olanak tanıyan bir perspektif sunmaktadır.
Bu kitapta belirli bir karakter analizi yapılmamaktadır; zira yazar, daha çok teorik ve akademik bir perspektif benimsemektedir. Ancak, kitapta ele alınan bireyler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan kişiler olarak düşünülmelidir. Bu bireylerin hayatları, duygusal zorlukları ve gelişim süreçleri, yazar tarafından çeşitli şekillerde incelenmektedir. Yazar, bu bireylerin zeka türlerini ve duygusal durumlarını anlamaya çalışırken, onların yaşadığı zorlukların ve başarıların altını çizmektedir. Kitap, bu bağlamda, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip bireylerin içsel dünyalarını anlamak için bir zemin sunmaktadır.
Kitap, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun psikolojik etkilerini ele alarak, bireylerin duygusal durumlarını ve davranışlarını anlamaya çalışır. DEHB, sadece dikkat eksikliği ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda kaygı, depresyon ve düşük özsaygı gibi psikolojik sorunlarla da ilişkilidir. Yazar, bu bağlamda, duygusal zekanın önemine vurgu yaparak, bireylerin kendilerini anlama ve yönetme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini öne sürmektedir. DEHB'li bireylerin, duygusal durumlarını yönetme becerileri üzerine yapılan çalışmalar, onların sosyal ilişkilerini ve yaşam kalitelerini artıracak yollar sunmaktadır. Bu psikolojik çözümleme, bireylerin kendi iç dünyalarına dair daha derin bir anlayış geliştirmelerine yardımcı olur.
Bu eser, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna dair felsefi bir bakış açısı sunar. DEHB'nin varlığı, insan doğası ve bireysel farklılıklar üzerine düşünmeye yönlendirir. Yazar, aynı zamanda toplumun normlarına ve bireylerin bu normlara uyum sağlama çabalarına dikkat çekmektedir. DEHB'li bireylerin yaşadığı zorluklar, insanın varoluşsal sorgulamalarına dönüşebilir; bu da bireyin kendini anlama, kabul etme ve toplumsal yaşama dair derin bir sorgulama sürecine girmesine neden olur. Bu kitap, bireylerin kendi potansiyellerini keşfederken, felsefi bir bakış açısıyla kendilerini yeniden değerlendirmelerini teşvik eder.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), 20. yüzyılın başlarından itibaren tanımlanmaya başlamıştır. İlk başlarda davranışsal bozukluklar olarak görülen belirtiler, zamanla daha geniş bir perspektifte ele alınmıştır. Kitap, bu tarihsel gelişimi ve DEHB'nin toplumsal algısını incelemekte, özellikle son yıllarda artan farkındalık ve kabul süreçlerini ele almaktadır. Yazar, tarihsel bağlamda DEHB'nin tedavi yöntemlerinin ve anlayış biçimlerinin nasıl evrildiğini, günümüzdeki yaklaşımların kökenlerini ve bu konudaki bilimsel araştırmaların önemini vurgular. Bu bağlamda, okuyucu, DEHB'nin tarihsel sürecini daha iyi anlayarak, günümüzdeki uygulamaların neden bu şekilde şekillendiğini kavrayabilir.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz inceleme yok. İlk yorumu sen yaz.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz alıntı yok. Sen ilk alıntıyı paylaş.
İçerik eklemek için giriş yap.
Henüz soru yok. İlk soruyu sen sor.
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
Selvi Öztürk'ün Litopya kataloğunda 6 kitabı bulunuyor. Kitapları 2017-2026 yılları arasında ARI SANAT YAYINEVİ, Karahan Kitabevi, YAZAR AĞACI YAYINEVİ etiketiyle yayımlandı. Kitaplarının ortalama hacmi 124 sayfa. Eserleri ağırlıklı olarak Kişisel Gelişim ve Edebiyat kategorilerinde yer alıyor. En çok ilgi gören kitabı “Hızlı Okuma Teknikleri İle Odaklanma Becerilerini Geliştirme” (okur puanı 8.00). Kitabın tanıtımından: “Hızlı Okuma Teknikleri ile Odaklanma Becerilerini Geliştirme, çocukların dikkat, algı, anlama ve hız becerilerini düzenli çalışmalarla güçlendirmeye yönelik hazırlanmış uygulamalı bir eğitim çalışmasıdır. Öğretmen Selvi Öztürk…” Litopya okurları bu kitaplara 41 puan bıraktı. Ortalama puanı 10 üzerinden 8.45.
Selvi Öztürk sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri