Don Kişot, okuduğu şövalye romanları etkisiyle kendi kendine bir şövalye olduğunu ilan eden bir adamdır. Gerçek adı Alonso Quijano olan bu karakter, hayallerinin peşinden koşarak, sadık hizmetkârı Sancho Panza ile birlikte yola çıkar. İlk başta, Don Kişot'un maceraları komik bir dille anlatılırken, zamanla karakterin içsel çatışmaları ve hayalleri ile gerçeklik arasındaki uçurum derinleşir. Maceraları sırasında, rüzgar değirmenlerine saldıran Don Kişot, hayallerinin absürtlüğünü simgelerken, toplumun gerçeklerine karşı bir başkaldırı sergiler. Sancho Panza, Don Kişot'un idealizmi ile gerçekçilik arasında bir denge kurarken, iki karakterin ilişkisi eserin duygusal derinliğini artırır. Romanın sonunda, Don Kişot, gerçekler karşısında yenik düşse de, hayal gücünün ve idealizmin önemini vurgular. Cervantes, eseri aracılığıyla insanın içsel çatışmalarını, toplumsal normlarla olan ilişkisini ve hayal gücünün gerçeklikteki yerini sorgular.