Bir solukta okudum, çok zamanım yoktu ama bitirmeden duramadım.
Nurullah Genç nice yazarların, şairlerin ilham kaynağı olan İstanbul tutkusu üzerinde duruyor, pek çok aşina semtin sokaklarında yürüyor şair duyarlığıyla... yağmurun inceden yağdığı yerde açan gül acıyı damıtır solar ağustos böceği düşünce derde içine kuşların sevdası dolar ölü bir mahzene gömüldü kibir artık sevsen de bir, sevmesen de bir
Bu bölüm, yayınevinin tanıtım metni temel alınarak yapay zeka ile hazırlanmış bir yorumdur; kitabın doğrulanmış içerik özeti değildir. Eserin türüne göre karakter veya olay örgüsü yorumları geçerli olmayabilir.
Yürüyelim Seninle İstanbul'da, okuyucuyu İstanbul'un büyüleyici sokaklarında bir yolculuğa çıkaran bir şiir kitabıdır. Prof. Dr. Nurullah Genç, şehrin tarihi, kültürel ve duygusal derinliklerine inerek, her bir şiirinde İstanbul'un farklı bir yönünü keşfeder. Kitap, aşk, dostluk, yaşam sevinci gibi temaları işlerken, okuyucunun zihninde canlı imgeler oluşturur. Şair, şehrin farklı köşelerini gezdirirken, bu mekanların ruhunu ve insanlarla olan ilişkisini derin bir dille ele alır. Okuyucu, her bir dizede İstanbul'u yeniden yaşarken, şehrin geçmişi ve bugünü arasında bir köprü kurar. Bu eser, sadece bir şehir tasviri değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inen bir keşif yolculuğudur. Şiirlerin her biri, İstanbul'un seslerini, renklerini ve duygu dünyasını yansıtarak, okuyucuyu düşündürmeye ve duygulandırmaya yönlendirir.
Yürüyelim Seninle İstanbul'da, şehrin büyüleyici atmosferinde insan ilişkilerini, aşkı, dostluğu ve yaşama sevinci gibi evrensel temaları işler. İstanbul'un tarihî ve kültürel zenginlikleri, yazarın duygu ve düşünceleriyle iç içe geçerek okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkarır. Şair, şehirdeki günlük yaşamın sıradan anlarını, şiirsel bir dille resmederken, okuyucuya İstanbul'un ruhunu hissettirir. Bu eser, sadece bir şehir tasviri değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inen bir keşif yolculuğudur. Şiirler, İstanbul’un sokaklarında yankılanan sesleri, renkleri ve kokuları yansıtarak, okuyucuya hem görsel hem de duygusal bir deneyim sunar.
Bu eser, belirli bir karakter etrafında dönmese de, İstanbul'un kendisi bir karakter gibi işlenmiştir. Şehir, geçmişin izlerini taşıyan, yaşayan ve değişen bir varlık olarak ele alınır. İstanbul, yazarın gözünden duygu dolu bir kişilik kazanırken, okuyucunun da bu kişiliği deneyimlemesi sağlanır. Şiirler aracılığıyla, şehrin sokakları, insanları ve doğasıyla olan etkileşimi, bir insanın iç dünyasıyla örtüşerek, derin ve anlamlı bir bütün oluşturur. Böylece, İstanbul'un karakteri, okuyucunun ruhunu besleyen bir yaşam kaynağı haline gelir.
Yürüyelim Seninle İstanbul'da, okuyucunun ruhunda derin izler bırakan bir eser olma özelliği taşır. Şiirler, insanın iç dünyasındaki karmaşayı, yalnızlık duygusunu ve sevgiye olan özlemi işlerken, İstanbul'un kozmopolit yapısını ve insan ilişkilerinin zenginliğini de gözler önüne serer. Şair, okuyucunun zihninde belirli imgeler oluşturarak, duygusal bir bağ kurar. İstanbul'un tarihi ve kültürel katmanları, bireylerin ruhsal durumlarını ve sosyal ilişkilerini etkileyen bir arka plan sunar. Bu bağlamda, yazarın kullandığı dil ve imgeler, okuyucunun kendi deneyimleriyle bütünleşerek, kişisel bir anlam kazanır.
Kitap, İstanbul'un kendine özgü yapısı üzerinden varoluşsal sorgulamalara yönlendirir. Şehir, geçmişle geleceğin, gelenekle modernizmin, yalnızlıkla kalabalığın kesişim noktasıdır. Bu durum, bireyin varoluşunu sorgulamasına yol açar. İstanbul, herkes için farklı anlamlar taşırken, şairin kaleminde evrensel bir deneyim alanı oluşturur. İnsanların yaşamları, umutları ve hayal kırıklıkları, bu şehrin dinamikleriyle iç içe geçer. Eserdeki şiirler, bireyin kendini bulma arayışını ve yaşamın anlamını keşfetme çabasını yansıtır. Şairin dili, okuyucuyu düşünmeye ve sorgulamaya sevk eder.
Yürüyelim Seninle İstanbul'da, İstanbul'un zengin tarihine ışık tutan bir perspektife sahiptir. Şiirlerde, şehirdeki tarihî yapılar, kültürel zenginlikler ve sosyal yaşamın derinlikleri işlenir. İstanbul, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bir şehir olarak, geçmişten günümüze birçok uygarlığın buluşma noktası olmuştur. Bu bağlamda, yazar, İstanbul'un tarihini ve kültürel mirasını okuyucuya aktarırken, günümüz yaşamıyla olan bağlantılarını da gözler önüne serer. Şiirlerin her birinde, geçmişle bugünün iç içe geçtiği bir anlatım şekli görülür.
Bir Karakterle Sohbet Et
PREMIUM AIBu kitabın bir karakterinin sesinden cevap alabilirsin — Litopya AI o karakteri canlandırır.
Henüz gönderi yok. İlk paylaşımı sen yap.
İçerik eklemek için giriş yap.
Bir solukta okudum, çok zamanım yoktu ama bitirmeden duramadım.
Düşündürücü
Beklediğim kadar etkileyici değildi ama yine de okumaya değer.
Tavsiye ederim
Kahve eşliğinde sabah okumalık kitap. Hafif ama dolu.
İçerik eklemek için giriş yap.
““Artık görünmüyor mevsimde hüzün bulutlar bir garip rüyaya dalmış ufukta güneşi ağlatan yüzün bir mültecî gibi tenhâda kalmış toprak yandı gülüm; çeşmeler zehir şimdi bilsen de bir, bilmesen de bir kaç kere çağırdım seni öteden turnalar uçurdum gittiğin yere bin parça eyledin kalbimi neden ruhum bir başına düştü göklere bana tebessümle bakıyor kabir şimdi gülsen de bir, gülmesen de bir derdimin yangını sardı gölgeni bir mahkûm kanıyla aktı izlerin deniz ölesiye severken seni neden gemileri yaktı gözlerin yıkıldı yolunu bekleyen şehir şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir yağmurun inceden yağdığı yerde açan gül acıyı damıtır solar ağustos böceği düşünce derde içine kuşların sevdası dolar ölü bir mahzene gömüldü kibir artık sevsen de bir, sevmesen de bir çatladı en kavî yerinden tohum kıvılcım düşürdü sulara gonca”
““Kırmızıyı sevdiğini bilseydim Hayallerim kıpkırmızı olurdu İstanbul hâlâ güneşin ardında Ufuklarında birkaç kere leke birkaç kan pıhtısı dudaklarında İstanbul hâlâ sevimli mi sevimli Ve hâlâ bir tomurcuk tadında Yürüyelim seninle İstanbul’da Korkusuz bir rüyadır Bekler bizi Beykoz’da, Üsküdar’da Birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü Yenilgisiz bir muammâ gibidir Arar buluşamayan ellerimizi Deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda Tam orada, Çamlıca yokuşunda Birkaç bulut çekelim gökyüzünden Damarlarımızdan geçirelim ve birden Bırakalım suların üzerine Sen bir defa konuş, sen bir defa gül Kumlu ebrûlar yapalım seninle Serpmeli ebrûlar, bülbülyuvası Hercâîmenekşe, gonca ve sümbül Yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında Yürüyelim seninle İstanbul’da Boğaziçi mağrûr türkülerini Gözlerine baka baka söylesin Martılar üşüyünce Denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi”
İçerik eklemek için giriş yap.
İstanbul'un ruhunu yansıtmak için şair, hangi imgeleri ve temaları öne çıkarıyor?
İstanbul'un ruhunu yansıtmak için şair, hangi imgeleri ve temaları öne çıkarıyor?
Henüz video yok. İlk videoyu sen yükle.
1960 yılında Erzurum’un Horasan ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Horasan’da, liseyi ve üniversiteyi Erzurum’da tamamladı. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. 1984 yılında aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak girdi. Yönetim ve organizasyon alanında çalışan Genç, 1990’da doktor, 1995’te doçent, 2001 yılında profesör oldu. 2003 yılında Kocaeli Ünivers itesi’ne geçti ve orada 7 yıl çalıştı. 2010 yılında emekli oldu. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. Bölüm başkanlığı ve dekanlık görevlerinde bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu üyesi olarak iş hayatına devam etmektedir. Pek çok edebiyat dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. Türk Edebiyatı, Aylık Dergi, Nesil, Sur, Gurbet, Mina, Kardelen, Palandöken, Karçiçeği, Yolcu, Güneysu, Dolunay, Aydili, Ayvakti, İkindi Yazıları, Bu Ülke ve Bizim Külliye bunlardan bazılarıdır.
Prof. Dr. Nurullah Genç sayfasının tamamıAynı yazarın Litopya'daki diğer eserleri
“°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~ "Deniz ölesiye severken seni Neden gemileri yaktı gözlerin Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir " °~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~”
“°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~ "Deniz ölesiye severken seni Neden gemileri yaktı gözlerin Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir " °~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~”
“°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~ "Deniz ölesiye severken seni Neden gemileri yaktı gözlerin Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir " °~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~”