Kitaplar

1700 den 1958 e Kadar Türk Siyasi Tarihi Kod: 6-E-24

Düğün - Bir Alman Dosta Mektuplar

Ben ve öteki

Komşular

Bıyık Söylencesi

Gökdelen

Kumru ile kumru

Yalan

Anadolu Masalları

Alıntılar / Cumhuriyet Bilgeleri

Yalan

İnsanlık Güldürüsünde Yüzler ve Bildiriler

Peygamberin Son Beş Günü (Ciltsiz)

Yüz ve söz

Anadolu Masalları

Kimim Ben?

Anlatı Yerlemeleri

Gün Ne Günü?

Gökdelen

Salaklık üstüne deneme

Mutfak Çıkmazı

Sonuncu

Kendine Doğru Yolculuk

Eleştiri Kuramları

La Fontaine Masalları (karton kapak) / İş Gençlik Klasikleri Dizisi

Golyan Devrimi

Dil Devrimi ve Sonuclari

Haney Yaşamalı

Yapısalcılık/ 11-H-19

Yazın Gene Yazın

Soylemlerin Icinden

Aykırı Öyküler

İnsan Yazdığı Şeydir

Kimim ben?

Sonuncu

Yazının Sınırları

Yazın ve yașam

Peygamberin Son Beş Günü (Ciltli)

Gökdelen (Ciltli)

Ayna

Göstergeler

Mutfak Cikmazi

Ayna (Can Cep)
Söylemlerin içinden

Yalancı Öyküler 9 Yazar, 9 Öykü
Sözcüklerin diliyle konuşmak

Yalan

Görünmez adam

Tartışmalar

Dönüşüm

Ben ve Öteki

Alıntılar

Yazın, Gene Yazın

Söylemlerin İçinden

Vatandas

Komşular

Söylemlerin içinden

Alıntılar

Biyik soylencesi
Yazın, gene yazın

Bıyık söylencesi

Yazin, gene yazin

Tartismalar
Tartışmalar
Peygamberin son beş günü

Anadolu masallari

Haney yasamali

Aykırı öyküler

Yapısalcılık

Yazın ve Yaşam
Ben ve öteki, öyküler

Ben ve öteki

Yazının sınırları
Dil devrimi ve sonuçları
Yazının sınırları

Dil devrimi ve sonuçları

Yazın ve yaşam

Yazın ve yaşam

Dönüşüm

Vatandaş
Yaşadıktan sonra [yazan] Tahsin Yücel
Yaşadiktan sonra
Dil devrimi

Büyük Şairler ve Şiirleri (1-E-47)

Anadolu Masallari
Tolstoy
Büyük şairler ve şiirleri
Mutfak çikmazi, roman

Mutfak çıkmazı
Haney yaṣamali

Ucan daireler
Öne Çıkan Alıntılar
“Dev kanatları engel olmakta yürümesine”
“Geceydi, gökte yıldızlar vardı, ay pırıl pırıldı. Gece oldu mu, gökte yıldızlar göz kırpıp da ay parladı mı, kimi insanlar bütün gerçekleri unutur, uyanık düşler görürlerdi.”
“"Katiba iyice bunadı," diyorlardı. Katiba bunamamıştı kuşkusuz, ama bunalıyordu. Bir zamanlar, nerede olursa olsun, hep Zöhre Bacı'ya doğru yürümek bayağı içini serinletirdi, anlatılmaz bir mutluluk verirdi ona. Şimdi durum tümüyle değişmişti: görülmüşe, uzaktan uzağa yaşanmışa, değişmeze doğru yürümüyordu artık, yaşanmak, görülmek istenene, değişmiş olana doğru yürüyordu: o eski, o her zamanki, o sonsuz Zöhre Bacı'ya doğru yürümüyordu artık, Hacela' dan dul kalarak çatal kapılı evde yalnız oturan, yaşlı Zöhre Bacı'ya doğru yürüyordu. Hem de kesinlikle varmak istiyordu bu kez, varmak ve kalmak İstiyordu. Bu yüzden, yürürken de bunalıyordu. Son günlerde, yürüdüğü alan da çok daralmıştı: yalnızca Ötegeçe' de, daracık sokaklarda yürüyordu. Gene de çok az karşılaşıyordu Zöhre Bacı'yla. "Allahım! Büyük İnsanlar ne kadar az karşılaşıyorlar!" diyordu içinden, bunalıyordu.”
“Bıkkınlık makinemsi bir yaşamın edimlerinin sonundadır, ama aynı zamanda bilincin devinimini başlatır. - Albert Camus”
“Gözlerini doğup büyüdükleri topraklarda yummak isteyenlerin yerden göğe kadar haklı olduklarını düşünüyordum.”
““kendisi” ni “başkası” ndan ayıran uzaklığı yok sayarak bir yanlış adım daha atar.”

