Hangi ülkeyi okursanız okuyun, yoksulluğun ve sevgisizliğin tanıdık izleri bir şekilde karşınıza çıkıyor. Maksim Gorki Rus bir yazar ama okurken zaman zaman sanki bize de ayna tutuyormuş gibi hissettim. Tanıdık insanlar, tanıdık duygular... Bu kitap, Maksim Gorki'nin hayatını anlattığı üçlemenin ilk kitabı. Babasını küçük yaşta kaybeden, annesiyle güçlü bir bağ kuramayan ve dedesiyle anneannesinin yanında büyüyen bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Sert mizaçlı bir dede, şefkatiyle öne çıkan bir nine, mahalle arkadaşları, hayatın zorlukları ve yoksulluk içinde büyüyen bir çocuk... Tüm bunlar, insanın çocuklukta yaşadıklarının hayatına nasıl iz bıraktığını düşündürüyor. Çocukların kalbine bıraktığımız izlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. 🤍 Kitabın dili zaman zaman ağır ilerliyor ama ben özellikle kullandığı metaforları çok beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapta sevdiğim cümleler: ✨️ "Okutmak lazım bizim milleti, zihnini bilemek gerekir; ama ortada iyi bir bileği yok ki..." ✨️ "İnsan sevgisi pazarda satılmaz ki, gidip alasın." ✨️ "Nasıl sağ kaldım, ben de bilmiyorum." ✨️ "Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşırdı. Her bilgi, yine de baldı." ✨️ "Senin de bildiğin gibi, kötülüğümden değil, aptallığımdan hep günahlarım." ✨️ "Hayatımız bizi her türden olumsuz yanıyla şaşırttığı kadar; bütün bunların arasında insancıl, umut dolu ve güzel bir hayat kurma isteğinin de hep var olduğunu gösteriyor." ✨️ "Dediklerini anlamasam da hoşuma giderdi." İyi okumalar. 🙋🏼♀️❤️📚


















