YIKILAN PERİ BACASI, ASUR’UN PERİ BACASI MI?
30 AĞUSTOSTAN SONRA 29 EKİMDEDE Mİ BİNYILCI *PER(CIA)dan CUMHURİYETÇİ HANEDANLAR’a... MESAJ VAR?
YIKILAN PERİ BACASI ASUR’UN PERİ BACASI MI?
*BİNYILCILARIN YIKTIĞI YENİ İKİZ KULE, PERİ KULELERİMİ?
*30 AĞUSTOSTAN SONRA 29 EKİMDEDE Mİ BİNYILCI *PER(CIA)dan CUMHURİYETÇİ HANEDANLAR’a... MESAJ VAR?
ROMA BİRLEŞİK DEVLETLERİNİN SİNSİ OYUNUNDA BU KAÇINCI PERDE? *BU KURULAN KAÇINCI ROMA?
Bu gün 29 Ekim 2026 Cumhuriyet Bayramı…Ajanslara bir haber düştü.
‘’ Kapadokya'da Göreme Açık Hava Müzesi girişinde peribacası çöktü. Nevşehir'de peribacasından kopan kayaların altında kalan 3 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi ise yaralandı………………………….’’
Eğer bu haber bugün değil de başka bir gün olsa idi muhtemelen doğal bir yıkım olarak görebilirdik. Ancak hafızalarımızı tazelediğimizde bundan iki yıl önce tamda yine milli bir bayram günü 30 Ağustos 2024’te Zafer Bayramı kutlanırken CIA sosyal medya hesabından bir Kapadokya paylaşımı yaptı. O vakitler ne alaka diye sorgulamıştık. Aynı gün Ankara’da Kara Harp okulunda yeni birkaç mezun teğmenin kılıç kaldırarak yeminine ve kalkışmasına şahit olmuştuk ve de sonra da ordudan ihraçlarına.
Bilindiği üzere FETÖ elebaşının 19 Mart 2016’daki bir konuşmasında kullandığı “Kapadokya” şifresiyle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki üyelerine darbe mesajı verdiği belirlenmişti. Feto terminolojisinde "Kapadokya" Kara Kuvetleri anlamını taşıyormuş. Kapadokya ifadesinin örgüt jargonunda ‘Asker’ler için kullanıldığı tespit edilirken, Akıncı Üssü’nde yakalanan mahrem imam Kemal Batmaz’ın da CIA tarafından ‘Kapadokya’ ismiyle kodlandığı ortaya çıkmıştı. Tarihte ise Kapadokya, Roma içinde ki “gizlenmişliği” temsil ediyor deniliyor.
Tüm bunlar alt alta konulduğunda yaşananların tesadüf olamayacak kadar plan dahilinde olduğunu gösteriyor. Peki 2 yıl ara ile iki milli bayramımızda yaşanılan olaylar silsilesine hangi pencereden bakılmalı? yoksa hangi bacadan mı bakmalıyız demeliyiz.
CIA ve Fetönün binyılcı küreselci tarafta olduğunu biliyoruz. Hatta kılıçlı teğmenler olayının yularını da Avrupa binyılcıları Bavyera’ya dolayısıyla Frankfurt’a bağlayabiliriz.
Kapadokya ya taşınan bu adı konulmamış savaşın günümüze yansımasının ilk ön rövanşları Asur/pers/iran ve Babil/helen/ırak arasında tarih boyunca süregelmiştir.
Geçmişte Kralların krallarla savaşları zaman içerisinde boyut değiştirmiş krallar ve rahiplerin arasındaki savaşlara evrilmiştir. Artık ahir zamandaki bu savaşlara yüzyılcı Hanedanlar ile binyılcı kıyametçi Rahipler arasındaki savaşlar da diyebiliriz. Tabiki hakkın taraftarı olarak bizlerde gerektiğinde barışın savaşçısı, gerektiğinde cihad uğrunda islamın savaşçısı oluruz.
Malum tarih tekerrürden ibaret
Bundan tam iki bin yıl önce Türklerin yerlerinden kovaladığı indocermen kavimlerinin tetiklediği kavimler göçü Avrupa için çok büyük tehdit oluşturduğunda her vakit danışıklı döğüş halinde gerektiğinde birleşebilen Mısır ve Babil hanedanları Vatikan’da birleşip kurdukları, Roma birleşik Şirketini bu yaklaşan hakkın gücü karşısında Doğu ve Batı Roma imparatorluğu olarak ikiye ayırdılar ve tehlikeyi bölüştüler, küçülttüler.
Mısır ve Babil hanedanlarını yüce kuranın anlatımı ile Nemrutlar ve Firavunlar halkları hep korku ve baskı ve sindirme ile hizada tutmuşlardır. Şimdi olduğu gibi bazen kendi aralarında tiyatral savaşlar çıkarmışlar, bazen bir neden uydurup ülkeleri işgal etmişlerdir. Yapay krizlerle, sahte bayrak operasyonlarıyla hakkı zayıf, batılı ise iri ve azman göstererek dünyaya kendi nizamlarına göre şekil vermeye ve format atmaya gayret etmişlerdir.
O vakitler Cermenlere ve barbar dedikleri Türklere karşı Roma’yı kurma hakkını bölgedeki Helen ve Latin halklarından) tanrının kavmi dedikleri Latinlere kurdurmuşlar ve onlara ait bir mezheple Katolizmle Hristiyanlığın bu mezhebini elitleştirmişlerdi. Bundan nemalanan yardımlarından dolayı binylcı tapınakçı Fransa olmuştur. Geride kalan ve Avrupa’ya dağılan indocermen kavimlere kalan Protestanlık oldu. Türk kökenli Slav halklara ise ortodoksluk düştü. Bu süreç güçlenen latin coğrafyası içerisinde Helenlerin eriyip gitmesine yol açmıştır. Şimdi ise Babil ve mısır tarihteki azılı düşmanlarını yani binyılcılaşan persiyanik menşeili iranileri Türkler eliyle tarihin içinde eritebilme derdindeler. İrandaki Babilin 12 tanrıcılığı (imamcılığı) ile bozdukları şialaştırılmış siyasal İslamı da daha da bozma derdindeler.
Biz biliyoruz ki batıl her zaman batıldır. Yollar bir yerlerde kesişse de onların istikameti cehennem bizim ki ise cennettir.
Şimdi o bin yılda oyun kuran Mısır ve Babil kralları (Firavun ve Nemrut soylu hanedanlar) en büyük düşmanları rahipleri bizim elimizle 15 temmuzda bir gecede yenip zaferlerini Galler masasında Windsor kraliçesi eliyle tescilleyince, Türkler hem dostları hem düşmanları ve en büyük korkuları haline geldi. Malum Türklerin damarlarında Türklük ve islamiyetle harmanlanmış kutlu bir kan akmakta. Hem Nuh oğlu olmak hem Muhammedilik. Dolayısıyla şimdi kesişen yollar zamanı geldiğinde muhakkak çatallanacaktır. Bundan sebep ceplerinde hep bir şeytani planları olacaktır. Dolayısı ile o vakitler Roma’nın kapısına dayanan Atilla’nın aklını nasıl çeldilerse şu anda Romanın kapısına dayanan Erdoğan’a karşı da aynı hamle peşindeler. O vakitler anlaşarak Roma’yı ikiye bölmüşler Doğu Roma’yı Fatihin İstanbul’u fethine dek yaşatabilmişlerdi. Batı Roma ise Cermen baskısına dayanamamış ve yıkılmıştı. Böylece Romanın tamamen yıkılışının önüne geçmiş oldular.Şimdi binyılcıları yenen hanedanlar bir kez daha Roma’yı kurma hayalinde. Aynı hayal Erdoğan’ın da hayali, Romanın bir Kızılelma olarak fethi rüyalarını süslüyor olmalı. Hatta hayalinde ötesinde eyleme geçmiş durumda.
Türkler bu kez kavimler göçünü Yukarıdan değil Aşağıdan Bilaliler’in Afrika’sından tetikliyor. Sömürgeci Fransa, İspanya kolonilerinden çekilmek zorunda kaldılar üstüne üstlük göçmen krizleriyle uğraşmak zorunda kaldılar. Tehlike giderek yaklaşıyordu. Yukarıdan Avrupa’yı sıkıştıran Rus korkusu, aşağıdan yeni bilali kavimler göçü Roma’yı zorluyor. Çareyi sahte kaoslar üretip öğrenci, göçmen, sarı yelekliler vb eylemlerle korku baskı, altında sağ partileri ve ulusalcılığı körüklemek, sınırları kapatmak belki olağanüstü hal ilan etmek bile olabilir. Zira son günlerde Avrupadaki devletlerin erzak, fener su ve acil ihtiyaç stoklama uyarılarının bir boyutu buda olabilir.
Demiştik ya Atillanın önünü kesmek için plan yapanlar şimdi de Erdoğan’ın fütühatını engelleme derdindeler. Baktılar ki Yeni Roma’yı ve iki Roma’yı birleştirme hayali Erdoğan’ın da hayali, aynen 15 Temmuz zaferimize çöktükleri gibi, Erdoğan’a Romayı kurdurup ona da çökecekler. Bu nedenle ona Auro mısırı, Auro Babil’i, Auro Asya’yı kurmayı vaat ediyorlar. Biliyorlar ki Erdoğan’ın gözü Batı Roma da. Doğunun (fatihin) tacını da başında taşıyor. Ve Avrupa hiç olmadığı kadar hem askeri hem ordu hem nüfus hem tekneloji, hem enerji bakımından güçsüz …Bu nedenle Erdoğan kendi coğrafyasında çıkartılan krizlerle ve proto savaşlarla oyalanıyor ve düşmanlaştırılmamaya çalışılıyor. Çünkü biliyorlar ki zayıf bir Türkiye, bin yılcıların tekrardan tepelerine çökmesi demek. Biliyorlar ki kendileri adına Roma’yı kurabilecek karat da başka kimse yok.
Aynı Türk korkusu binyılcılarda da var. Malum her bin yıl başında Türklerin kılıcından geçiyorlar. Lakin onlarda pagan Roma’yı kurma hayallerinden vazgeçmiş değiller.
Baktılar ki hanedanlar tarihi Mısırdan Babil’den başlatıyorlar ve Romayı kurma hayalindeler, binyılcılarda kendileri Auro Asur’a Türkiye’deki Kapadokya’dan start verdiler. Burada sorabiliriz Yıkacakları Yeni ikiz kuleleri peri kulelerimi? Galiba evet.
Yakma yıkma işinde mahir olanlar binyılcılardır. Bölgede ki elleri ise asuryanik persiyanlar. Bu işte de pers parmağı var Kule yıkmakta da oldukça ehiller. Babil Kulesi, İkiz kuleler şimdi de peri kulesi…
Türk Devletine 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Almanya frankfurtçu fetö’nün aklı ile mezun teğmenleri ayartıp Mustafa Kemal'in askerleriyiz deyip Kılıçları çektirdiler. Aynı zamanlarda Almanya başbakanı Steinmeier de kılıçla ekranlardanTürk döneri keserek Türkiye’ye ayar vermeye kalktı. Bu kez de iki yıl aradan sonra 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Peri bacaları yıkıldı. Mesaj 29 Ekim’de Cumhuriyet rejim patentine sahip yüzyılcı İngiltere’ye yani Babil’e verildi. Bölge de bide varız evinizi, çatınızı, bacanızı başınıza yıkarız. Yeni bin yılın başında ve yüzyılın eşiğinde dünya siyasetinin kalbi tam da Türkiye de atarken, yaşanan her gelişmenin günümüzü şekillendiren arkaik bir anlamı var. Bizlerse olaylara doğal seyir gözlükleri ile baktıkca, amansız Savaşsa savaşın ve güzel atlar ve periler ülkesinde ki bu ezeli kavganın mahiyetini anlamaktan aciz kalırız. İşin hakikatini yalnızca Rabbimiz bilir.
FATMA DOĞAN 29.10.2026/ TURHAL
82 izlenme·42dk
Yorumlar
Fatma Doğan ( yazar/şair)'in diğer yazıları
TÜRKİYE/AZERBAYCAN ARASINI AÇAN KARA ÇALI FRANSA'MI?
10g
DÜNYA DEPREMLERLE ÇALKALANIRKEN KABALANIN ÇANAĞINI ELİYLE SIYIRAN HANGİ İSPANYA? LATİNLERİN LANETİ NE KARA BÜYÜ MÜ? YOKSA LANETLİ YAHUDİ Mİ?
17g
ASAY-I MUSA HOKUS POKUS DEĞNEĞİNİ NE VAKİT YUTACAK?
3ay
DÜNYANIN JEOPOLİTİK DÜĞÜM NOKTALARI , DÜĞÜMLERE ÜFÜRENLER KİM?
3ay
