
Gurebahane-i Laklakan
Haşim'in Sessiz Çığlığı
Gurebahane-i Laklakan'ı okurken sanki Ahmet Haşim'in kafasının içine düşmüş gibi hissettim — her sayfada o melankolik sessizliğin, şehrin sokaklarında yalnız yürüyüşün ağırlığını taşıdım. Dilin bu kadar ince, bu kadar acılı bir şekilde bireyin içsel boşluğunu anlatması beni derinden sarstı; çünkü Haşim sadece yazıyor değil, okuyucunun kendi yalnızlığını aynaya tutuyordu. İstanbul'un gri tonlarında, doğanın sessiz güzelliğinde bulduğu anlamı aramak, bende uzun süre kalıcı bir iz bıraktı — sanki bir duygu haritasını tamamladı benimkini.




















